SOA Holding'in Yol Haritası; Yalçın Artukoğlu, İnşaat & Yatırım'a Aktardı
SOA Holding'in kuruluş sürecini ve bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
SOA Holding'i kurarken stratejimiz, hem mali disiplin hem de uzun vadeli şehirleşmeye değer katan projeler yapmaktı. Günümüzde, inşaat sektöründe maliyetlerin artması ve arsa kıtlığı gibi zorluklar yaşanırken bile, doğru planlama ve verimli yatırım stratejileri ile konumumuzu korumayı başardık. Bu bize, hem yatırımcı hem toplum açısından güven veren bir yapı kazandırdı.
SOA Holding'in kurumsal kültürünü oluşturan temel unsurlar nelerdir?
Kurumsal kültürümüzde şeffaflık, sorumluluk bilinci ve stratejik öngörü çok önemli. Uzun vadeli değeri korumak için planlamaya ve lokasyona büyük önem veriyoruz. Bu yaklaşım, sadece bugünkü kazancı değil, gelecek nesiller için sürdürülebilir bir yapı kurmayı hedefleyen kültürümüzün yansımasıdır. Ayrıca, yatırımcı güvenini oluşturmak için fizibiliteyi açık biçimde paylaşmak ve projelerimizi güvenle inşa etmek, şirket kültürümüzün ana taşlarından biridir.
Kısa ve orta vadede SOA Holding'in büyüme stratejisinin ana başlıkları nelerdir?
Kısa vadede önceliğimiz, ulaşılabilir konut projelerini mümkün kılacak doğru arsa seçimi ve etkili maliyet yönetimi. Bu noktada "fiyat değil, planlama" yaklaşımı bizim için belirleyici; doğru planlanmış projeler sayesinde maliyetleri kontrol ederek konut fiyatlarını erişilebilir düzeyde tutmayı amaçlıyoruz. Orta vadede ise tamamen ulaşılabilir konut üretimine odaklanan daha kapsayıcı bir kentsel dönüşüm vizyonu yürütüyoruz. Orta gelir grubunun güvenilir, nitelikli ve ekonomik konuta erişimini artıracak projeler geliştirirken; akıllı, sürdürülebilir ve maliyet avantajı sağlayan çözümlerle bu projelerin uzun vadeli değerini güçlendirmeyi hedefliyoruz.
SOA Holding olarak yatırım yapacağınız alanları seçerken hangi kriterlere önem veriyorsunuz?
Yatırım kararlarımızda özellikle arsanın konumu, altyapı avantajı, ulaşım kolaylığı ve gelecek değer potansiyeli üzerine titizlikle çalışıyoruz. Doğru lokasyon seçimi ve ulaşım yatırımlarına yakın arsa, uzun vadede ciddi değer yaratıyor. Ayrıca, maliyet kontrolü ve fizibilite analizleriyle yatırımcı güvenini artırmayı önemli buluyoruz.
Uluslararası projeler veya yurt dışı açılım planları gündeminizde var mı?
Evet. Mevcut stratejimizi yurt dışında da ölçeklendirmek istiyoruz. Bu kapsamda, hâlihazırda Kıbrıs'ta devam eden iki projemiz bulunuyor ve bu projeler bizim için önemli birer referans niteliğinde. Uluslararası açılımlarda da yer seçimi, yerel pazar dinamikleri ve sürdürülebilir yatırım kriterleri bizim için kritik başlıklar. Bu doğrultuda, hem güçlü yerel iş ortaklıklarıyla iş birliği yapmaya hem de küresel finansman kaynaklarına odaklanmaya devam ediyoruz.
Son yıllarda inşaat sektöründe yaşanan dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu değişimin en belirleyici faktörleri sizce neler?
İnşaat sektörü artık eskisi gibi sadece "bina yapma" işi değil; stratejik bir planlama, katma değerli yapılaşma ve sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artan maliyetler ve arsa kıtlığı bu dönüşümün temel tetikleyicileri arasında. Ayrıca, büyükşehirlerde ulaşım altyapısına yapılan yatırımlar, orta gelir grubunun konut talebinin yönünü değiştiriyor – bu da bizim stratejimizi etkiliyor.
Türkiye'deki yapılaşma trendlerini, küresel inşaat sektörüyle kıyasladığınızda hangi noktada konumlanıyoruz?
Türkiye, konut ihtiyacı ve yoğun kentleşme ile güçlü bir pazar. Ancak maliyet baskısı ve arsa sınırlamaları, bizi daha stratejik, planlı ve sürdürülebilir yapılaşmaya yönlendiriyor. Uluslararası alanda birçok ülke "yeşil konut" ve "erişilebilir konut" hedeflerine yönelirken, Türkiye'de özellikle orta gelir grubunun konut taleplerine yanıt veren projeler öne çıkıyor. Biz de bu trende paralel hareket ediyoruz.
Deprem riskinin yüksek olduğu bir coğrafyada faaliyet gösteren bir şirket olarak, yapı güvenliği konusundaki yaklaşımınızı nasıl tanımlarsınız?
Yapı güvenliği bizim için temel bir sorumluluktur. Sürdürülebilirlikten bahsederken sadece çevre değil, kullanım güvenliği de çok önemli. Planlama aşamasında deprem dayanımı, malzeme kalitesi ve mühendislik standartlarını titizlikle uyguluyoruz. Aynı zamanda kentsel dönüşüm projelerimizde, eski yapı stoklarını daha güvenli ve modern yapılarla değiştirmek için çalışıyoruz.
İş dünyasının en büyük zorlukları sizce neler ve bunlara karşı nasıl bir pozisyon alıyorsunuz?
Sektördeki en büyük zorluklardan biri maliyetteki belirsizlik ve arsa erişimi, ayrıca yatırımcı güveni oluşturmak. Biz, fizibilite analizleri, şeffaf planlama ve uzun vadeli stratejiyle bu zorluklara yanıt veriyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilirlik ve toplumsal sorumluluk temelli yaklaşımımız, bizi diğer oyunculardan ayırıyor ve iş dünyasında sürdürülebilir bir varlık oluşturma şansı sağlıyor.
Önümüzdeki 5–10 yılda Türkiye inşaat sektörünün nasıl bir yöne evrileceğini öngörüyorsunuz?
Gelecek 5–10 yılda inşaat sektörü erişilebilir konut, kentsel dönüşüm ve sürdürülebilir yapılaşma ekseninde evrilecek. Orta gelir grubu için kaliteli ve planlı konut projeleri artacak, büyükşehirlerde ulaşım yatırımları ve altyapı gelişimi konut trendlerini şekillendirecek. Ayrıca, sürdürülebilir ve yeşil binalar yaygınlaşacak; enerji verimliliği ve akıllı bina teknolojileri standart hale gelecek. Bu dönüşümde Türkiye, hem konut krizine yenilikçi çözümler sunan hem de çevresel sorumluluklarını gözeten bir inşaat pazarı olarak öne çıkacak.
Kategori: Bizden haberler | Tarih: 24 KASIM 2025